Tarihler 17 Ağustos 1999’u gösterdiğinde, Marmara Bölgesi başta olmak üzere tüm Türkiye’yi yasa boğan o karanlık gece, aradan geçen uzun yıllara rağmen kalplerimizde aynı derin sızıyla varlığını sürdürmektedir. Kırk beş saniye gibi kısa bir süreye sığan ancak etkileri nesiller boyu sürecek olan bu büyük felaket, sadece binaları değil; sayısız aileyi, umutları ve hayalleri de enkaz altında bırakmıştır. Bugün, milletçe yaşadığımız o asrın felaketini anarken, yitirdiğimiz canların acısını içimizde ilk günkü gibi hissediyor, doğanın bu yıkıcı gerçeğiyle yüzleşmenin ve ondan ders çıkarmanın ağırlığını taşıyoruz.

Bu derin acıyı unutmamak, unutturmamak ve gelecek nesilleri yaklaşan tehlikelere karşı bilinçlendirmek adına atılan her adım, toplumsal hafızamızın korunması için hayati bir önem taşımaktadır. Nitekim dört yıl önce, depremin merkez üssü olan Gölcük Kavaklı sahilinde düzenlenen 23. yıl dönümü anma programı, bu vefa ve bilinçlendirme çabalarının en anlamlı örneklerinden birine sahne olmuştur. Dönemin İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun da teşrifleriyle gerçekleşen o duygu yüklü törende, İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (İKTAV) arşivinden özenle derlenen deprem gerçeği fotoğrafları ve dönemin gazete kupürleri, AFAD çadırında ziyaretçilerle buluşturulmuştur. Bu kıymetli sergi, o karanlık günlerin unutulmaması adına görsel bir kanıt sunarken, tehlikenin her an kapımızda olduğu gerçeğini hafızalara yeniden kazımıştır.

Afetin boyutlarını ve yaşanan trajediyi geleceğe aktarma görevi, elbette sadece sergilerle ve müzelerle sınırlı kalmamıştır. O gece ve sonrasında yaşananları tarihe doğru bir şekilde not düşmek, medyanın ve belgeselciliğin en ağır sorumluluklarından biridir. Gölcük’teki o anma töreninde Gebze Gazetesi ve Devri Âlem Belgesel TV’nin gerçekleştirdiği canlı yayınlar, afetin canlı şahitlerinin sesini kitlelere ulaştırarak bu tarihi sorumluluğu üstlenmiştir. Depremi bizzat yaşayanların, enkaz altından umutla çıkanların ve yakınlarını kaybedenlerin ağzından dökülen her kelime, tarihe düşülen silinmez birer not olmuştur.

Geçmişin acı tecrübelerinden ders çıkarmak ve şehirlerimizi doğanın yıkıcı gerçekliğine karşı daha dirençli hale getirmek, yitirdiğimiz canlara olan en büyük borcumuzdur. 17 Ağustos gecesi Marmara’nın derinliklerinde kaybolan binlerce canımızı rahmetle yâd ederken, geride kalanların acılarını yürekten paylaşıyoruz. Toplum olarak deprem bilinciyle yaşamayı öğrenmemiz ve benzer trajedilerin bir daha asla yaşanmaması en büyük temennimizdir. Vefat eden tüm vatandaşlarımızın ruhları şad, mekânları cennet olsun; o karanlık geceyi unutmadık ve unutturmayacağız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir