17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yıkıcı etkilerini ve toplumda deprem bilinci oluşturma çabalarını mercek altına alan bu belgesel niteliğindeki video, tarihimizin en acı gecelerinden birine ışık tutuyor. Avrasya Gazeteciler Derneği tarafından hayata geçirilen proje kapsamında hazırlanan yapım, felaketin tarihsel sürecini ve hafızalara kazınan derin izlerini Adapazarı Deprem Müzesi’ne yapılan ziyaretler ekseninde izleyiciye aktarıyor. Sadece bir geçmiş zaman anlatısı olmanın çok ötesine geçen bu çalışma, kayıpları saygıyla anarken aynı zamanda geleceğe yönelik güçlü bir farkındalık oluşturmayı temel amaç ediniyor.
Belgeselin odak noktalarından birini oluşturan Adapazarı Deprem Müzesi, sergilenen sarsıcı fotoğraflar ve arşiv belgeleriyle felaketin boyutlarını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in deprem sonrası yaptığı açıklamaların yer aldığı bölümler, o günkü acıyı, çaresizliği ve devletin müdahale çabalarını tarihi bir belge niteliğinde ekrana taşıyor. Müze içerisindeki simülasyon merkezinde gerçekleştirilen çekimler ise izleyiciyi o karanlık geceyle yeniden yüzleştiriyor. 17 Ağustos gecesinin dehşet verici saniyelerinin canlandırıldığı bu anlar, sarsıntının ürkütücü atmosferini hissettirerek deprem gerçeğinin ciddiyetini kelimelere gerek kalmadan hafızalara kazıyor.
Yaşanan büyük yıkımın bilimsel, teknik ve insani açılardan kapsamlı bir şekilde değerlendirildiği yapım, toplumsal belleğin korunmasının ne denli önemli olduğunu vurguluyor. Sosyal sorumluluk bilinciyle yürütülen bu proje kapsamında toplanan tüm bilgi, belge ve görsel dokümanlar sadece sergi alanlarıyla sınırlı kalmıyor. Toplumda deprem bilincini artırmak amacıyla titizlikle derlenen bu kıymetli arşiv, Gebze’de bulunan İlim Kültür Tarih Araştırmaları Merkezi (İKTAV) bünyesinde bilim dünyasının, akademisyenlerin ve araştırmacıların istifadesine sunuluyor.
Gece yarısı 45 saniyede on binlerce hayatı koparan bir doğa olayının nasıl milli bir trajediye dönüştüğünü anlatan bu değerli kayıt, unutanlar ve o günleri hiç yaşamamış olan yeni nesiller için bir uyarı zili niteliği taşıyor. Adapazarı’nın hüzünlü müze koridorlarından Gebze’nin arşiv raflarına uzanan bu belgesel emeği, depremle yaşamayı öğrenmenin, şehirleri dirençli kılmanın ve her an hazırlıklı olmanın bir tercih değil, hayati bir zorunluluk olduğunu zihinlere kazımaya devam ediyor.
